1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Bu yazıya oy vermek ister misiniz?)
Loading...

Türk Eğitim Sistemi

Türk Eğitim Sistemi nde en büyük sorun, ezbercilik. Bu konuyu biraz açalım. 72 ülkede yapılan pisa testi sonuçlarını gösteren 6 bölüm vardır. ( Pisa verileri ile bilgileri ileride daha detaylı anlatacağım ) Acaba bizim öğrencilerimizin yüzde kaçı en üst kısımda ki bölüme girebiliyor diye baktığımızda oran % 0.3. Peki OECD ülkeleri ortalaması kaç dersiniz % 7.7. Biz ülkemizde üstün zekalı, dahi insanlar yetiştiremiyoruz. Bu rakamlar ile biz dünyada ilk 10 yada ilk 20 ekonomi arasına girebilir miyiz ? Ülkemizde teknoloji üretebilir miyiz ? Sizlere çarpıcı bir rakam vermek istiyorum. Türkiye de liseyi bitiren bir öğrencinin kelime bilgisi sadece 9.000. Avrupa ülkelerinde ise bu rakam 85.000- 100.000 arasında. İşte okumayan, okumayı sevmeyen bir toplum olduğumuzun çarpıcı başka bir kanıtı daha !

Avrupa ile bilimde, teknolojide, tarımda rekabet etmek istiyorsak, ister lise isterse üniversite sınavı olsun, ezberci eğitim sistemden vazgeçip, eleştirel düşünceyi ön plana çıkarabilecek eğitim sistemine yönelmeli ve biran evvel eğitimin niteliği ve içeriğini değiştirmeliyiz.

Bu tablo bize çok vahim birşeyi gösteriyor. Biz genelde çocuklarımızı eğitemediğimiz gibi, en parlak beyinlerimizi bile eğitemiyoruz. Avrupa ülkeleri çocuklarına eleştirel düşünmeyi öğretirken, bizim eğitim sistemimiz sadece ezbere dayalı. Biz İlkokul, Ortaokul,  Lise yada Üniversite sınavlarında sadece ezber bilgiyi ölçüyoruz. Ezbere dayalı bir eğitim sistemi ile çocuklarımızı, gençlerimizi hayata hazırlamıyor, tam aksine yüksek kapasiteli gençlerimizi bile köreltiyor ve yok ediyoruz.

Türk Eğitim Sistemi Sorunları

türk eğitim sistemi

Türkiye de Eğitim Sistemi

Neden bizim öğrencilerimiz başarısız ! konusunu irdelediğimizde, sebeplerden birisinin teknolojinin yanlış kullanımının olduğunu görmekteyiz. Avrupada yapılan bir araştırmada teknoloji  kullanımında Avrupa birincisi olduğumuzu görüyoruz. Öğrencilerimiz günde yaklaşık 6 saat cep telefonu, tablet yada bilgisayar kullanıyor. Habitatın raporunda, öğrencilerimiz bunu nerede ve niçin kullanıyor diye araştırmanın içeriğine baktığımızda, en alt sırada kişisel gelişim ve eğitim için öğrencilerimiz bu teknolojik aletleri kullanıyor. En üst sırada ki ilk üç sıra ise, 1. Sosyal medya ( instagram, facebook, whatsapp vs.)  2. Oyun  3. Eğlence ( Youtube vs. )

Türk Eğitim Sistemi nin amacı ne ? 1. Kişinin bilinçlenmesi ve özgürleşmesi ; cahil insan bilinçsizdir, kendi aklını kullanamadığı için kötü yolda başkaları tarafından kullanılabilir. Yada ahlaki kavramları yeterince gelişmez, haram ile helali ayırt edemez. 2. Kendisine ve topluma bir fayda sağlaması ; birey sadece kendisini düşünen bencil birisi olmamalı. Halka hizmet Hakk’a hizmettir. İnsan toplumda kendisine saygın bir yer edinmeli. 3. Huzurlu ve mutlu olacağı bir mesleğe yönelmesi. Ne iş yaparsa yapsın, işini dürüst ve kaliteli yapmalı. İşinin ehli olmalı.

Türk Eğitim Sistemi tek tip insan yetiştirme üzerine kodlanmış durumda. Bireysel farklılıklar gözardı ediliyor. Sanata, müzik ve yeteneklerine göre bireylerin eğitim alması gerekirken, bizde herşey akademik derslere göre belirleniyor. Avrupada bir öğrencinin sporu iyi , matematiği kötü ise, veli ve öğretmenler çocuğun spor becerisini geliştirmek için özel ders aldırırlar, biz ise eksik olan matematikden ders aldırmayı tercih ederiz. Avrupada amaç, iyiyi daha iyi hale getirme çabası, bizde ise herşeyi bilsin ama yarım yamalak bilsin çabası. Türkiye de 17 yaşında sanat ve spor bırakılır. Neden ? Çünkü üniversite sınavı var ! 2017-2018 yılında bir türk futbol takımında tam 11 tane yabancı futbolcu var. Ne kadar utanç verici ! Bizim gençlerimiz çok mu yeteneksiz yoksa biz mi onları köreltiyoruz ?

Türk Eğitim Sisteminin en önemli sorunu, siyasiler tarafından çok sık sistem değişikliğine gidilmesidir. Örneğin, 4+4+4 eğitim sistemi ile oldukça geriye gittik. İkili eğitim sistemi ile ne öğrenciler, ne öğretmenler  okulu sahiplenemedik. Sabahçı ve öğlenci olunca okul hiç kimsenindir. Okullar mahallenin zaten hiç değil. Okullarımız hapishane gibi duvar ve tel örgülerle çevrilmiş, çevre ve toplumdan zaten soyutlanmış durumdadır. Oysa okulu hem öğrencilerin hemde o mahallede yaşayan insanların aydınlanacağı , sahiplenebilecekleri, sorunlarına çözüm arayacakları ve paylaşacakları bir başvuru merkezi haline getirebilsek işi çözmüş olacağız.

Çocuklarımız sabah 6 da kalkıp okula gidiyorlar, akşam 8 de okuldan çıkıyorlar. Tenefüsler ise 5 dakika. 5 dakikada öğrenci karnını mı doyursun, tuvalete mi gitsin yoksa oyun mu oynasın ? Okul öden gidiyor, öğrenci de onun arkasından koşturuyor ama yetişmesi mümkün değil. Hep bir yarış, hep bir koşuşturmaca. Bunun adına eğitim demek mümkün mü ? Okulda ilk derslerde öğrencilerimiz resmen uyuyorlar. Gece saat 12 de yatan bir öğrencinin 6 saatlik bir uyku ile yetinmesi mümkün değil. Sabah 6 da kalkan bir öğrenci kahvaltısını yapamayacak, dolayısıyla bu hem bedeni gelişimine hemde zeka gelişimine bu durum olumsuz yansıyacaktır.

Türk Eğitim Sistemi ndeki temel hatalar

Anaokullarından bahsetmek dahi istemiyorum. Parası olan veliler, en iyi özel okullardan bu hizmeti alıyor zaten. İlkokula başlayan bir öğrenci de daha ilk sınıftan eşitsizliği öğreniyor ve haksız bir rekabet ile karşılaşıyor.

Türkiye de eğitim sorunları

Türk Eğitim Sistemi Sorunları

Eğitim Sistemimize yapılan en büyük yanlışlardan birisi de, ilkokul ve ortaokulun birleştirilmesidir. Liselerin yalnızlaştırılmasıdır. Eskiden ortaokul ve liseler birlikteydi. Öğretmen öğrencisini 6.sınıfta daha 11 yaşındayken tanıma imkanı buluyordu, öğrenci de öğretmenini. Ve öğrenci 17 yaşına geldiği zaman senelerdir kendisini yetiştiren öğretmenine saygısızlık yapamıyordu. Şimdi 9.sınıfa başlayan öğrenci tam bir ergen ve saygısızlıkta sınır tanımıyor. Anadolu Liselerinde kaliteli öğrenciler var fakat imam hatip ve meslek liseleri tam bir facia. Yeni işe başlayan öğretmen ile lise son sınıf öğrencileri nerdeyse aynı yaş ve kuşakta. Lise son sınıf öğrencisi, yeni mezun genç bir bayan öğretmeni, öğretmen olarak değil adeta kız arkadaş daha kaba bir tabir ile manitası olarak görüyor. Bu noktada bayan öğretmenlerin suçu da yokdeğil. Kamu kurumlarında sendikaların yanlış tutumu ile kıyafet serbestisi uygulanmakta, bazı bayan öğretmenler çok dar vücut hatlarını ortaya çıkaran pantolon ve kıyafetler giymekte, bazıları da adeta çıplak dolaşmaktadır. Bu tür öğretmen diyesim gelmeyen teşhirci bayanlar yüzünden, öğrencilerimizin ahlaki yapılarında dejenerasyon yaşanmaktadır. Ne acıdır ki, okul idareleri de sendikal baskılar yüzünden bu tür giyinen öğretmenlere ses çıkaramamakta, yaptırım uygulayamamaktadır.

Türk Eğitim Sistemi mize vurulan en büyük balta ise not verme anlayışı ile olmuştur. İlkokul da sınıfta kalma zaten yoktur. Öğretmenler okuma yazma bilmeyen öğrencisini bile ortaokula geçirmektedir.  Bu noktada sizinle bir anımı paylaşayım. Ortaokul da görevliyim. 7.sınıfları sınav yapıyorum. Bir öğrencim arka sıralarda sıranın üstüne defterini açmış alenen kopya çekiyor, usulcana yanına doğru yanaştım, bir de ne göreyim ! Öğrenci sınav kağıdının üstüne defterinden bakarak adını soyadını kopya çekerek yazıyor. Biz bu ülkede zorunlu eğitim dayatması yüzünden, hiç ortaokula gelmeyen, devam etmeyen, beden eğitimi dahil tüm dersleri 1 olan öğrencileri bile bir üst sınıfa geçirdik ve mezun ettik. DİPLOMALI CAHİLLER YETİŞTİRDİK. Sonrada ülkemizde neden bilim adamı yetişmiyor diyoruz. Bizim gibi ülkelere uluslararası arenada biçilen görev belli; ABD ve İsrail gibi lider ülkelerin kölesi olacak, hizmetçi bireyler yetiştirmek. İşte ABD dedi iğrenç eğitim sisteminin , Türkiye ye uyarlanmasının acı reçetesi. ABD ile yapılan Fullbright Eğitim Anlaşmasından ileride bahsedeceğim.

Türk Eğitim Sistemi nde ortaokul ve liselerin durumu

Biz ortaokul ve liselerde ‘’ Ben okumak istemiyorum ‘’ diyen çocuğu bile zorla okula gönderiyoruz. Öğretmene de bu çocuğu sınıfta tutmak zorundasın, tuvalete bile göndermeyeceksin diye okul idaresi ve yönetim kademeleri tarafından baskı yapıyoruz. Sizce okuma heveslisi olmayan bu çocuğumuz sınıfta uslu uslu oturur , öğretmenini ve dersini dinler mi ? Yoksa dersi dinleyecek arkadaşlarını bile rahatsız edip onlara engel olmaya mı çalışır ? Takdir sizlerin. Bizleri yöneten insanlara zorla bir şey olamayacağını, zorla bir şey yaptırılamayacağını tarih iyi öğretememiş. Yada başka bir art niyet mi aramak lazım sizce ! Sanayilere yolunuz düşerse , işyerlerine gidip bir sorun. Yetiştirecek çırak bulamıyoruz diyorlar. Liseyi bitiren 17 yaşındaki bir öğrenci çırak olur mu sizce ? Ağaç yaşken eğilir efendiler ! Herkes okuyacak diye bir kaide mi var ? Avrupada 100 öğrencinin 70 i endüstri kuruluşlarına ara eleman olarak yetiştirilir. Sadece % 30 öğrenci akademik başarı beklentisi ile liselere devam eder. Bizim ülkemizde bu oran tam tersidir. Sonra çıkar bu ülkede Ankara Sanayi Odası Başkanı ‘’ 4.000 TL maaşla kaynakçı arıyoruz ama bulamıyoruz ‘’ der.

Her yere imam hatip okulları açılmasına ise anlam vermekte gerçekten zorlanıyor insan. İmam hatipte müslüman , anadolu lisesinde ateist mi yetiştiriyoruz ? Okullarımızı , çocuklarımızı siyasilerin oy tarlası  yapmasına seyirci kalırsak, Avrupalı uzaydaki gezegenlerden maden çıkarmaya başlar , bizde ağzımızı açar sadece onları seyrederiz. Burada kesinlikle art niyet aramak lazım. Son 15-20 yıla bakın lütfen bir tane dahi normal lise, anadolu lisesi açılmadı ve hatta mevcut liselerin bazıları imam hatip okullarına dönüştürüldü. Ben bu noktada Anadolu Lisesine giremeyen öğrencinin velisine , paran varsa özel okula gönder diye bir rant kapısı sezinlemekteyim.

eğitim ve öğretim

Eğitim

Meslek liselerinin durumu da tam bir facia ! Avrupa ülkelerinde 100 öğrencinin 70 i meslek liselerine devam eder. Öğrenciler sadece haftada 1 gün okuldadır, 4 gün ise iş yerlerindedir. İşyerlerinde staj yaparak hem para kazanırlar, hem de mesleği uzmanlarından öğrenirler. Teknolojinin sanayideki yeniliklerini de yakından takip etme fırsatı bulurlar. Bu liseler sanayi kuruluşlarına ara eleman yetiştirir. Mezun olan bir öğrenci sertifikasını alır ve iş yerlerinde çalışmaya başlar. Diploması ve uzmanlık sertifikası olmayan sanayi kuruluşlarında iş bulamaz. Biz de ise meslek lisesi öğrencisi hep okulda, normal liseymiş gibi matematik, fizik, kimya, biyoloji vs. dersleri ile boğuşuyor. Staj mı ? Son sınıfta eş dost akrabanın işyerinde , dostlar alışverişde görsün. Sonrası ise asgari ücretle çalışan ve ne iş olsa yaparım diyen vasıfsız, mesleğinin erbabı olmayan genç nesiller ! Deveye sormuşlar boynun neden eğri diye , nerem doğru ki demiş !

Lise eğitimi bizleri hayata hazırlamaktan oldukça uzak. Liselerde sadece ezberci öğretim var. Matematik, fizik, kimya vs. ezberlemek zorundasın ! Neden ? Çünkü önünde Üniversite Sınavı var.  Velilerin, öğretmenlerin, toplumun kıstası ne yazık ki bu. Öğrenciye soran yok. Liseler sadece ezberci öğretim ve sınav odaklı. Bireyin kişisel gelişim eğitimi, toplumdaki ahlaki ve değerler eğitimi herşey unutulmuş durumda. Öğrencilerin tek isteği ; Meslek edinmekten ve seçmekten önce, iyi para kazanayım, hemen kolay yoldan zengin olayım. Emek harcamadan, alın terlemeden kolay yoldan zengin olmak düşüncesi, bu bencil menfaatçi düşünce bireyi, şeytanla dostluğa iter, amaca ulaşmak içinde her yolu zamanla kendine mübah gösterir. Eğer gerçek islamı anlasaydık, Allah’ın yüce kitabı Kur’an ı okur, meslek seçerken topluma nasıl daha çok faydam dokunabiliri düşünür, mesleğimizi ona göre seçer, boşa vakit geçirmenin günah olduğunu öğrenir, helal kazanç peşinde koşar, haramdan da uzak durmayı öğrenirdik.

Türk Eğitim Sistemi ve Üniversitelerimiz

Türk eğitim Sistemi Yap Boz misali

Eğitim Sistemi yapboz misali

Ülkemizde Lise ve üniversite sınavlarında ve yerleştirmelerinde  eleştirel düşünce kriteri esas alınmaz.  Okullarda öğretmen başarısını gösteren en önemli  kriter, iyi bir liseye yada üniversiteye kaç öğrenci soktun ? Kriter bu olunca öğretmen derste sadece ezberci öğretime odaklanır, öğrencilerin kişisel gelişimi ile ilgilenmez, sistemin eğitim ayağı ile ilgilenmez, çocukları hayata hazırlayacak bilgiler verilmez. Okul bittiğinde ise çocuk o korunaklı duvarların dışına atılır ve kendini bir anda acımasız kanunların olduğu vahşi doğada bulur kendini, korunmasız ve yalnız. Adeta ormanın içine bırakılmış evcil bir kedi gibi .

Gençler arasında uyuşturucu kullanımı neden bu kadar yaygın zannediyorsunuz beyler ! Uyanın artık ! Bizi yöneten insanların toplumsal bir başkaldırı ve felaket yaşanmadan önce, bu gaflet ve delalet uykusundan biran evvel uyanması gerekmektedir. Liseyi ve üniversiteyi bitiren birey o güne kadar hep baba parası yiyerek büyümüştür. Okuldan mezun olan bir birey hemen iş bulup, ebeveynlerine yük olmaktan kurtulmak istiyor. İş bulamayınca ,birey halen baba parası yerse, işe yaramamazlık duygusu ön plana çıkıyor ve bu da kişiyi bunalıma itiyor. İşte intiharların ve uyuşturucu kullanımının ve hırsızlık, gasp gibi toplumsal olayların artmasının sebebi bunlardır. Bu tür vakaların gittikçe artacağını, hatta sokağa bile çıkmaktan korkulacak günlerin çok da uzak olmadığını görür gibiyim. Bu felaket tellallığı değil kardeşlerim, sadece Perşembe gününün geleceğini Çarşamba gününden bilmek gibi !

Şayet yarınlarımızın gençlerinin batağa düşmesini istemiyorsak, okullarımızda öğretimin yanında eğitime önem verelim, öncelikle ahlaklı gençler yetiştirelim. Ahlak olmayınca hakim yetiştirirsin ama rüşvet ve hak yiyen hakim yetiştirirsin. Doktor yetiştirirsin ama bıçak parası almadan ameliyat etmeyen, seni muayene bile etmeden yüzüne dahi bakmadan ilaç yazan doktor yetiştirirsin. Öğretmen yetiştirirsin ama ,’’  bana ne öğrenci öğrenmiş öğrenmemiş, ben dersimi anlatır geçerim ‘’ diyen , ‘’ okulda saatim dolsa da evime gitsem artık ‘’ diyen öğretmenler yetiştirirsin.

Türk Eğitim Sistemi ve Sınavlar

Türk Eğitim Sistemi nin neresi doğru , bulmak gerçekten zor sevgili dostlar. Her sene eğitim sistemi , sınav sistemi ve müfredatın değiştiği bir ortamda hem velilerin hemde öğrencilerin hem de öğretmenlerin işi gerçekten zor. ‘’ Edep yahu ‘’ diyen değerli büyüğümüzün bir sözünü şöyle değiştirmek istiyorum, ‘’ Akıl Yahu ! ‘’ . Bir fidanı dikersin, onu sular bakarsın. Sabır ve emeğinin meyvesini seneler sonra yersin. Her sene eğitim sisteminin fidanlarını çıkarıp yenilerini dikersen , biz ne zaman meyve yiyeceğiz. Bu noktada iyimser düşünmem mümkün değil dostlar. Burnuma kötü kokular geliyor ! Bunların bilerek kasıtlı yapıldığını, bilerek nesillerin cahil bırakıldığı , dünyadaki sömürü efendilerine köle nesiller , adeta koyun sürüsü nesiller yetiştirildiği kanaatini taşımaktayım.

Sonumuz gerçekten çok karanlık. 2000 li yıllarda 21 üniversite varken, 2017 de bu sayı özel vakıf üniversiteleri ile 170 e çıktı. Üniversite açmak soruna çözüm mü ? Hayır ! Sadece sorunları 4-5 yıl ötelersiniz. Mezun olanlara iş bulmak, iş alanları yaratmak zorundasınız. Eskiden diplomasız işsizler vardı, şimdi ise diplomalı işsizler ordusu olacak. Tek fark bu ! Milyonlarca genç geliyor. Bu gençlere iş, eş, aş ve konut yaratmak zorundasınız. Yoksa toplumsal barışı sağlamak imkansız hale gelir. Huzursuz, adaletsiz, fırsat eşitliği bulunmayan, rüşvet ve adam kayırmanın, torpilin ön safta olduğu  ülkede, toplumsal olayların önü alınamaz ve ülke kaosa sürüklenir.

türk eğitiminin sorunları

Türkiye deki Eğitim Sistemi

Peki üniversiterdeki eğitim kaliteli ve yeterli mi ? Üniversitelerde alınan bu eğitim bizleri hayata hazırlıyor mu ? Asla ! Hemen size çarpıcı bir örnek vereyim. Çok ünlü bir holdingin mali işler müdürü bir inşaat mühendisidir ve benim eski bir öğrencimdir. Öğrencim İTÜ bitirip, inşaat mühendisi olarak işe giriyor. İnşaat da çırak , kalfalar soru soruyor ve bilemiyor. Öğrencim müthiş bir bunalıma giriyor. Bir sürü iş değiştiriyor, inşaatlardan kaçmak için bahaneler uyduruyor, her gün günü kurtarma çabasında. ‘’ Hocam baktım böyle olmuyor, nereye kadar kaçacağım ? Ne yaptım hocam biliyor musun ? ‘’ ‘’ Ne yaptın Ahmet ? ‘’ ‘’ Hocam inşaat da onlarla yani işçilerle birlikte yattım, onlarla yemek yedim, onlarla zaman geçirdim. Tabiri caizse işin mutfağına girdim. Ve 8 ay gibi çok kısa bir sürede herşeyi öğrendim.’’ İşte formül yaparak yaşayarak öğrenme. Oysa İnşaat mühendisi Ahmet daha üniversite iken , öğrendiği teorik bilgileri pratiğe dönüştürebileceği uygulama alanı bulabilseydi 3 yıl boyunca ve yaz tatillerinde firmalarda staj yapabilseydi, okul bittiğinde hayata hazır olacak ve daha iyi paralar kazanıp, kendine güveni de bir o kadar artacaktı.

Türk Eğitim Sistemi ve Öğretmenlerimizin durumu

Şimdi de çocuklarımızı yetiştiren biz eğitimcilerin durumuna bakalım. Norveç, Finlandiya gibi ülkelerde üniversite sınavlarında en iyi başarıyı gösteren öğrenciler, en yüksek puan alanlar öğretmenliği tercih eder. Çünkü öğretmenlerin maaşları çok yüksektir. Öğretmenliğe başvuran her 100 kişiden 15 i işe alınır. Oldukça seçici davranılır. Öğretmenlerin hepsinin master ve doktora dereceleri vardır. Bizde ise hiçbir kıstas yok. Okullarda öğretmen yok, nasıl dolduralım ? Ücretli öğretmen alalım. Ücretli öğretmen ne demek ? Kişi açıköğretimi bitirmiş, yada arkeolog vs. olarak üniversiteyi bitirmiş iş bulamamış. Milli Eğitim bu insanları buluyor ve ayda 1000 TL karşılığında, dersler boş geçmesin diye,  yeterliliği ve vasfı olmayan, öğretmenlikle hiçbir alakası olmayan bu insanları çocuklarımızı şekillendirmesi ve birşeyler öğretmesi için derslere sokuyor. Binlerce öğretmen atanmayı beklerken bu nasıl bir mantık ! Bu neye benziyor biliyor musunuz dostlar ? Bir avukatı alıp, gelmeyen doktorun yerine hastanede ameliyata sokmak gibi. Yahu madem her üniversite mezunu  öğretmenlik yapabiliyor, o zaman her üniversite mezunu avukatlık, mühendislik, doktorluk da yapsın. Yada kapatın eğitim fakültelerini, öğretmen ihtiyacını tüm fakülte mezunlarından karşılayın. Devlet ve bizleri yöneten insanlar, öğretmenlerine ve öğrencilerine değer vermiyorsa , bu eğitim politikasının ötesine nasıl bir söz söylenir değerli kardeşlerim ! Toplumun cahil kalması için bunların bilerek yapıldığını artık görmemiz ve idrak etmemiz gerek.

Gelelim liselerdeki not geçme sistemine. Liselerde sınıfta kalmak gerçekten çok zor. Ancak devamsızlıktan bir öğrenci sınıfta kalabilir. Not ortalaması 50 olan bir öğrenci fizik, kimya, ingilizce, matematik, biyoloji vs 10 dersten düşük not alıp kalsa bile , Beden, resim, din, türkçe vs derslerden yüksek not alıp, 50 ortalamayı tutturursa sınııfını geçiyor. Matematik, fizik, kimya, ingilizce, biyoloji, coğrafya vs önemli dersler sıfır ( 0 ) , ama din 100, beden 100, resim 100, türkçe 100 ve sınıf geçeceksin. Bu nasıl bir eğitim sistemi ! Dünyanın hangi ülkesinde böyle bir eğitim sistemi var ? Bu eğitim sistemini sadece ABD uyguluyordu. Baktı ki liseyi bitirenler okuma yazma bilmeden mezun oluyorlar, matematik ve fen olimpiyatlarında öğrencileri dünyada sonuncu oluyor, 10 yıl önce bu sistemi terkettiler. Fakat biz ABD nin 10 yıl önce terkettiği sistemi halen ısrarla uygulamaya çalışıyoruz.

Eğitim Araştırmaları Grubu

Eğitim Bilimci – Yazar

Leave a Reply